Sefer Bahadır’dan alıntı.o kadar güzel yazmışki.

Mayıs 22, 2010

 

Yaşadığımız şu dünyada onlarca insan onlarca farklı sima ve onlarca farklı hayat tarzları vardır..Kimimiz içinde yaşadığımız topluma faydalı olabilecek işler peşinde koşarken kimimiz ise maalesef sadece seyretme ve kusur arama yolunda yürürüz.Oturur ve sadece çabalayan proje üreten emek sarf eden insanların saçını kaşını eleştirir ahkam keseriz..Dilimizin kemiği yoktur ya habire ağzımızda döndürürüz onu ..Ve sonuçta dilimiz döner  ve  onlarca boş laf üretiriz.

Oysa zor olanı yapıyoruz farkında olmadan.Az konuşup çok iş üretmek varken çok konuşmak ve konuştuklarımızla gönül kırmak ta neyin nesi? Bir karınca kadar da mı olamıyoruz anlamıyorum.Konuşmayı bırakıp yolumuz çoook uzak ta olsa neden  giremiyoruz  yola.Neden  köşe başları, kahvehane köşeleri bizim meskenimiz oluyor.Hedef belirlemek ve sonra o hedef doğrultusunda başımızı önümüze eğip çapa sarf etmek varken neden bir köşeye oturup onu bunu çekmek çekiştirmekle uğraşıyoruz.Bu  insanlığa nasıl sığıyor anlamıyorum..

Geçen günlerde daha önceden de hep ilgimi çektiği üzere leylekleri gözlemledim..Oturdum ve onları izledim saatlerce.Çok alımlı bembeyaz tüyleri ile çok gururlu ve efendi duruyorlardı yuvalarında.Yüksekteki yuvalarından aşağıları seyretmeleri güzeldi..Yaptıkları tek şey yerlerde olup bitenleri tek ayağının üstünde izlemekti.İzlemek ve sonra da yanındaki eşine dönüp laklak ötmekti.Bir kuş uçsa yuvalarının etrafında laklak ötüyor, bir başka leylek görseler laklak ötüyor, bana bakıyorlar laklak ötüyorlardı.Sonra bu kadarı yetmiyormuş gibi dönüp birbirlerine en iyi kim “laklak ötüyor acaba” diye  nispet edercesine yine laklak  ötüyorlardı.Yalan değil.Birgün oturun ve seyredin onları.Göreceksiniz ne kadar güzel laklak diye ötüyorlar.Onları izlediğim üç gün içerisinde yaptıkları bir kaç  değişik hareket gözlemledim..Yemek ve yuvalarında dinelmek.E tabi tüm bunları yaparken de sadece ve sadece laklak diye ötmek.

Bazen hepimizin bu leyleklerle yarıştığını hissediyorum.Onlarca toplantı yapılır onlarca söz söylenir onlarca karar alınır ama uygulamada hiç biri görülmez.Onu eleştiririz bunu eleştiririz.Gördüğümüz onlarca hatayı hiç çekinmeden hatta bağıra bağıra dile getiririz ama öte yandan kendi uygulamalarımızda söylediklerimizin hiçbir emaresi bile görülmez..Onlarca yetki ve kuvveti elinde bulunduranlar proje üretmekten yoksun, yeniliklere kapalı, pörsümüş duruşuna hayran bir şekilde tıpkı leylekler gibi sadece laklakla geçiriyorlar o paha biçilmez saatlerini.Doğrusu büyüğünden küçüğüne, yaşlısından gencine yetkilisinden yetkisizine,köylü sarı çizmeli Mehmet Ağasından en okumuşuna hepimiz, ne yazık ki sadece konuşuyoruz.

Ama anlamıyorum..Kendini eleştiremeyenleri,proje üretemeyenleri anlayamıyorum.Yenilikçi düşüncelere konumunun geleceği adına karşı çıkanları anlayamıyorum.İhtimaller hesabı yaparak sadece karşı çıkışlarda bulunanları anlamıyorum.İşten çok laf üretenleri, insani yeteneklerini sonuna kadar ve elinin uzandığı her alanda toplum yararına kullanmaya çalışanları kahve köşelerinde, oyun başlarında, devlete harcaması gereken saatlerde bulunduğu eş dost sohbetlerinde haklı haksız yerden yere vuranları anlayamıyorum.

Onun için ne yazık diyorum sadece.Bir insanın ömrünü leyleklerin ki gibi laklakla geçirmesine yazık diyorum..

Reklamlar

Saf liflerden yaptığı dokumalarla, ağaçlara elbise giydiren Bolulu,

Mayıs 5, 2009
Saf liflerden yaptığı dokumalarla, ağaçlara elbise giydiren Bolulu,
Saf liflerden yaptığı dokumalarla, ağaçlara elbise giydiren Bolulu,

Saf liflerden yaptığı dokumalarla, ağaçlara elbise giydiren  sanatçı  GÜL  Bolulu


Mayıs 2, 2009
gül bolulu eserlerinden
gül bolulu eserlerinden

Kaş’ta ”Dokunan Ağaçlar” sergisi açıldı. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil Sanatları Bölümü mezunu olan ünlü sanatçı Gül Bolulu, 16. Kişisel sergisini ”Dokunan Ağaçlar” adı altında Kaş’ta açtı.

Saf liflerden yaptığı dokumalarla, ağaçlara elbise giydiren Bolulu, Türkiye’de bir ilke imza atarak ”Dokunan Ağaçlar Açık Hava Sergisi” ile ağaçları insanoğlundan korumayı amaçladığını aktardı.
Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil Sanatları Bölümü’nde ve Ticaret Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak görev yapan Bolulu, Türkiye’nin değişik yerlerinde 20 karma sergisi gerçekleştirdi.


GÜL BOLULU: haberler

Mayıs 2, 2009

Pazartesi, 6 Ekim 2008

 

Paletinde iplikler varfırçası ise elleri…

fırçası ise elleri…” alt=”Paletinde iplikler varfırçası ise elleri…” src=”https://sunaturk.wordpress.com/upload/Image/kayit/kayit_9325_0.jpg” border=0>

Tekstil sanatçısı Gül Bolulu’ nun iplerle dokuduğu mavi derinlikler, izleyiciyi Bodrum Kalesi’ nde Akdeniz’ le buluşturdu. “ Dokunan Deniz” adlı sergide yer alan eserlerin teması denizaltı… Gül Bolulu, bu büyüleyici ve gizemli dünyayı alışılmışın dışında, ipliklerle işleyerek sanatsal boyuta taşıyor.

Gül Bolulu, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil Bölümünden 1988’ de mezun oldu.1998 yılında Tekstil Sanatları Bölümünde yüksek lisansını tamamladı. Dokuma tekniğiyle kişisel ve karma sergiler gerçekleştirdi. Şu anda M. Ü. G. S. F. Tekstil Sanatları Bölümünde Öğretim Görevlisi olarak çalışıyor ve kendi atölyesinde çalışmalarını sürdürüyor.

“ Benim paletimdekiler ipliklerdir. Fırçalarım ise ellerim” diyen Bolulu, resim ve dokuma arasında ilişkiyi kuran Türkiye’ deki sayılı isimlerden. Denizin diplerinden, bugüne kadar denenmemiş çok farklı bir malzemeyle, iplerle dans ederek gelen Bolulu’ nun eserleri, bu sergide dokuma sanatının sınırlarını da zorluyor. Işık ve gölgelerine başarıyla daldığı derinliğin yalnızca üç boyutunu değil, çoşkusunu da yansıtan dokuma tabloları, aynı zamanda Anadolu’ nun kadim ama unutulmuş geleneklerine de yeniden can veriyor. Kurgusunu doğanın sunduğu ayrıntılarla yaratan Bolulu’ nun eserleri bu anlamda farklı bir emeği yansıtıyor. Çünkü bu özgün çabada, yalnızca göz nuru, el emeği değil, yaratıcılık ve düşler de bir arada harmanlanıyor. Ve Gül Bolulu burada en zor olanını başarıyor: Bir ressam, bir dokumacı ve bir fotoğraf sanatçısı olarak hepsini aynı çerçeveye sığdırıyor.

Gül Bolulu Mavi Derinlikler’ in anlamını şöyle yorumluyor: Dip benim için fiziki anlamda denizlerin dibi değil yalnızca. İnsanın bilmediği ya da anlatamadığı, anlaşılamayan derinliği aynı zamanda. Tezgahın başına oturduğumda salt fotoğraflarla belgelenmiş bir dünya değil beni harekete geçiren. Tam aksine düşlerimin karşılığını bulduğu bir dünyaya yolculuk… Bir yaratım süreci… Aslında yaşamda hep güvende olmak istiyoruz. Oysa başarmak için risk almak gerekiyor. Kaybetme ihtimaline rağmen yola çıkıyoruz tutkularımızın peşinde. Umutla… Aslında her amaçta bir “ umut” var, olmalı… Benim için umut yeniden yola çıkışı besleyen masmavi sular. Gerekiyorsa en korkutucu derinlik olma pahasına, orada dinlenmeyi başarmak, güç toplamak ve daha güçlü olarak yüzeye çıkmak…

Zaman zaman nerede olduğumu, nereye gitmek istediğimi sormuşumdur kendime. Yanıtım hep koyu mavi derinliklerdeki dip oldu. En güzel anılarım, en güzel hayallerim beni “ dip” le doyurdu… Derin mavi dip, yeri geldi yalnızlığımı, yeri geldi olgunluğumu gösterdi bana. Ve bu gün dip, en sevdiğimin adı, en güçlü halimin tasviri oldu… “ Dip” her inişimizde yeni bilgiler edindiğimiz, gözlemler yaparak, biraz daha büyüyerek yukarı çıktığımız bir metafor aslında…

Yaptığım tasarımlarda da hep bu defalarca, yeniden yakalanmış ya da keşfedilmiş huzur ve umut var. Ve kullandığım iplerle denizin altındaki o güzel dünyanın renklerine metaforlarla ulaşmak istedim. Yosunlarıyla, balıklarıyla, dinginliğiyle, keşfetmenin tadına varmak istedim…”

Birçok sergi, seminer ve konferansa katılan Gül Bolulu’ nun bu sergisi 15 Ekim tarihine kadar Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi Bodrum Kalesi Dösim Kafeteryada görülebilir.

 


gül bolulu

Mayıs 2, 2009
Önce Patara’da yanan ağaçları giydirdi ardından ormanı insanlardan korumak için korkuluk yerleştirdi. Dokuma sanatçısı Gül Bolulu: “ Bu korkuluklar kargalara değil insanlara!”

Yangın yerinde korkuluk sergisi

Yusuf YAVUZ

İki aydır gündemden düşmeyen ve Güney kıyılarında on binlerce hektar ormanı küle çeviren orman yangınlarına sanatçı tepkisi.
 

Dokuma sanatçısı Gül Bolulu, Patara yangınında zarar gören ağaçları önce giydirdi sonra da bu alana korkuluklar yerleştirdi. Bolulu’ya göre, artık korkuluklar kargalar için değil, doğaya zarar veren insanlar için gerekli.

Dokuma sanatçısı Gül Bolulu’dan yanan ormanlar için anlamlı sergi. Geçtiğimiz Temmuz ayında çıkan ve toplam 100 hektar ormanın küle döndüğü Parata’daki orman yangınında zarar gören ağaçları giydirerek insanların ormanlara verdiği zarara dikkat çekmek isteyen Gül Bolulu, yanmış ağaçların arasına yerleştirdiği korkuluklarla da simgesel bir çağrı yaparak doğayı korumanın önemini vurguluyor.

Keten, lif, kumaş ve doğal malzemeler kullanarak yaptığı korkuluk ve aksesuvarları ağaçlara giydiren Bolulu, yasal düzenlemeler ve insan eliyle tahrip edilen ormanların önemine dikkat çekiyor.

Patara yangınının ardından ortaya çıkan manzarayı görünce çok kötü duygular yaşadığını söyleyen Gül Bolulu, burada bir şeyler yapıp buna tepki göstermek istediğini dile getiriyor. “Çok tepkisiz olduğumuzu düşünüyorum. Bu nedenle sergiyi yanmış ormanlık alanın içinde açmaya karar verdim” diyen Bolulu, “çünkü sadece orman değil; bütün canlı yaşam zarar görüyor. Yanan ağaçlara karşı duyarlılığımı gösterebilmek ve bu duyarlılığı insanlarla paylaşabilmek amacıyla Patara’da bu sergiyi açtım” şeklinde konuştu.

15 AĞAÇ GİYDİRİLDİ

Ağaçları giydirerek açtığı sergiyi ilk olarak İstanbul Göztepe Özgürlük Parkı’nda gerçekleştirdiğini dile getiren Bolulu, ormanlarla ilgili son dönemde çıkartılan yasalar ve ormanların insan eliyle yok edilerek yerine betonun getirilmesine karşı bir tepki olarak böyle bir sergi açmaya karar verdiğinin altını çizerek şunları söyledi:

“Sergide simgesel olarak 15 tane ağaç kullandık. Her ağacın üzerine ayrı ayrı dokumalar yaptım. Bu dokumaların içinde tohumlar var. Tohum, her zaman büyümek ve çoğalmaktır. Kökler de koydum ayrıca, her ağaçtan diğerine sesler ulaşsın diye. Özellikle de korkuluklar var. Korkuluklar eskiden tarlalardaki ürünü korumak amacıyla yapılırdı.

Ben de ağaçları insanlardan korumak için korkulukları bir sembol olarak kulandım. Bir de korkuluklar günümüzde yok oldular artık. Çünkü tarlalarda ekilecek bir şey kalmadığı için korkuluklara da gerek kalmadı. Kargalar artık kentlerdeki çöplerden doyuruyorlar karınlarını.

Biraz da korkuluğun ne olduğunu anlatmak istedim; çünkü çocuklar yalnızca kitaplarda görüyorlar. Kaş Orman Çay Bahçesindeki sergide de büyük ağaçları giydirdim ve çok keyif aldım. Ancak fazla ilgi olmadı sergiye, insanları duyarsız gördüm.”

ÇORAK HAYAT BÜYÜYOR…

Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil Sanatları Bölümü’nde öğretim üyesi olan ve yurt içi ve dışında birçok sergi açan Bolulu, ana karakterlerinin ağaçlar olduğunu dile getirdiği çalışmasıyla ilgili sorularımızı şöyle yanıtladı: “İnsanoğlunun uygarlık serüveninde baş döndürücü bir hızla gelişen kentsel sahnede ağaçlar artık yaşam mücadelesi içindeler. Ne kendi başlarına var olabiliyorlar ne de bizlerle. Bizim de pek şansımız yok. Çorak hayat büyüyor.

Yeryüzü kuruyor ve toza dönüşüyor. Betonların soluk yutan iki boyutlu gölgeleri altında giderek daha çok eziliyoruz. Ağaçları da kendimizle birlikte çekiyoruz bu devasa çorak hayatlara. Korumamız gerek. Ağaçların da biz insanoğlundan korunmaları gerek. Bu nedenle serginin ana karakterleri onlar. Kendimiz için onlar. Ve öylesine korunmasız, çıplaklar ki. Ve şimdi ağaçların giyinmeye ihtiyacı var. Bu kez biz insanoğlunun yarattığı acımasız koşulların altında çıplak ve korunmasızlar.

Ve ben de, bana ilk konuşan bahçemdeki o ağaçtan, sonra tüm ağaçların çağrısından yola düşerek onları giydirmek, zırhlarla donatmak, kendi yaratığımız mızraklardan korumak istedim. Ve dokumacı kimliğimle bu öykünün başlangıcına dönmek, bir zamanlar özünü, fikrini onlardan aldığımız saf liflerle, köklerle, onları, ağaçları giydirerek biz insanların tutumuna karşı doğanın bu yalnız bırakılmışlarına simgesel bir çağrı yapmak istedim. Aynı zamanda insanoğlunun kadim reflekslerine gönderme yaparak insan ve doğa arasındaki ilişkiyi bir kez daha gözden geçirmeye devam etmek istedim, bizi, modern zamanların insanını.”


Haber Giriş Tarihi: 28.08.2008 15:48:50



Mayıs 2, 2009

Gül Bolulu`nun sevgi ilmekleri

Ülkemizi dokuma konusunda temsil edebilecek bir kaç kişiden birisi olan sanatcımız Gül Bolulu, yeryüzünde düşünen herkesi hedefleyen yeni bir konu ile yine bir ilke imzasını atmaya hazırlanıyor.

geçmişten günümüze kadar gelen duvar halıları… Eskiden insanlar ses ve ısı yalıtımını kumaşlar ve halılar ile sağlıyorlardı. Bu işlevselliğin yanı sıra insanlar estetik kavramlarının gelişmesi ile duvara asılan kumaşların üzerine süsler, işlemeler ekleyerek renk ve biçim katmışlardı. Çocukluk anılarımızdan hatırladığımız geyikli, av sahneli, dans eden kadınların çoşkularını gösteren duvar halıları vardı. Günümüzde de çağdaş tasarımlarla yapılan dokuma duvar tekstilleri (tapestry) duvarlarımızı süslemektedir.

Ben de 1990’dan bu yana dokuma tasarımlarımı üretmeyi sürdürüyorum. 1988 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil Sanatları Dokuma Bölümünden mezun oldum. Halı tezgahına sahip olduktan sonra , ben de tasarımlarımı dokuyup üretime başlamıştım. Halı tezgahı – kirkit – iplik benim için ayrılmaz bir üçlü olmuştu. Tekstil eğitimimin bir parçası olan “doku” yaptığım tasarımlarda kendini hep öne çıkarıyordu. Dokumalarımda doğadan etkilenmiş olduğum yine tasarımlarımda gözlenmektedir. Doğanın kendi içindeki uyumu sadeliği, dengesi, renkleri tasarımın oluşmasında en önemli kaynak kitabıdır. Fotoğraf gezilerinde çektiğim doku fotoğraflarım, resimlerini yaptığım zeytin ağaçları, kayalar arasındaki küçük mantarlar, ormanın dokusu, böceklerin kabuk desenleri gibi çalışmaların birikimini dokuma tasarımlarımlarımda görmeye başladım. Tasarımlarımda, beni etkileyen objeden yola çıkarak üretim sürecimi başlatıp, bu sürecin ipliklerle birleşmesine kadar devam etmekte; dokumalarımda en önemli konu tasarımla malzemenin uyumudur. Bunun için de malzeme araştırması dokumanın önde gelen aşamasıdır. Tasarımlarda doğal malzemeler (kendir, doğal rafya, pamuk, sisal, bitki lifleri) renkli tasarımlarda da orlon, boyalı pamuk, floş, ve atık malzemeler kullanıyorum. Dokumalarda duvar panolarının dışında, aydınlatmalar, kapılar, paravanlar, yatak başları gibi fonksiyonel ürün tasarımlarına yönelip, özel tasarımlarla iç mimarlar ve mimarlarla ortak çalışmaktayım. Atölyemde çalışmalarıma ve sergilerime devam ediyorum.

 

Gül Bolulu
Tekstil Tasarımcısı / Textile Designer


Adres / Mailing Address:
Koşuyolu Cad. Cemal Şahabettin Sok. No:105 Kat:4 Koşuyolu
İstanbul – Turkey
Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil Sanatları Bölümü Acıbadem
İstanbul – Turkey
Tel : +90 (216) 410 70 92 – 326 26 67 /185
E-mail : gbolulu@yahoo.com
URL : www.gulbolulu.com

 
 
 
 

1988 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil Ana Sanat Dalından mezun olan Gül Bolulu, uzun yıllar tekstil firmalarında çalıştı. 1998 yılında Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil-Dokuma bölümünde yüksek lisansını tamamladı. Üniversite yıllarında, doğal boyamacılığı ve halı tekniklerini araştırmak için Çanakkale-Ayvacık yöresinde ki köylerde stajını yaptı. Çıktığı fotoğraf gezilerinde Türkiye’nin Karadeniz, Ege, Güneydoğu Anadolu, Akdeniz bölgelerindeki halı, kilim dokumalarını inceledi. 1990’dan bu yana, kilim tekniği ile oluşturduğu sanatsal tekstil çalışmaları, sanatçının fotoğraf ve resim bilgisinin birikimini yansıtmaktadır. Doğada ki her türlü estetik doku; ağaçlar, kayalar, mantarlar ve böceklerdeki dokular, deniz ve denizaltı tasarımlarının esin kaynağı olmuştur.15 kişisel, 10 karma sergiye katılan Gül Bolulu şuanda Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil Ana Sanat Dalında Öğretim Görevlisi ve kendi atölyesinde çalışmalarını sürdürmektedir.

Tasarım her ne kadar yeni bir ürün ya da objenin yaratma ya da geliştirme süreciyle ilintili olsa da, sanata daha çok yaklaşıyor. Bu tasarımlar bazen bir koltuk, bazen duvar panosu, bir masa örtüsü olarak çıkıyor karşımıza. Ben de tasarımlarımla, ev tekstiline farklı bir bakış açısı kazandırmayı, özel mekânlarda, özel dokumalar oluşturarak mekanı ayrıcalıklı kılmayı hedefliyorum.


GÜL BOLULU:özgürlük parkındaki sergisinden

Mayıs 2, 2009