hasta hakları.(ALINTI)

Mart 1, 2011

 

 
HASTA HAKLARI
    
İnsan, sadece insan olmasından dolayı doğuştan bazı hakları kazanarak dünyaya adımını atmaktadır. Hak kavramı evrensel bir kavramdır. Kısaca hak; ‘hukuk kurallarının kişilere tanıdığı yetki’ olarak tanımlanabilir.     

 

 İnsan hakları ilk kez 1215 yılında İngiltere’de tanınmıştır. Resmi olarak 18. yüzyıl sonlarında Amerikan Haklar Bildirgesi ve 1789 Fransız İnsan ve Vatandaş Hakları Evrensel Bildirgesi yayımlanmıştır. Birleşmiş Milletlerin kurulmasıyla insan hakları evrensel hale geldi. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi yayınlandı. Buna göre; herkesin özgür, onurlu, hakları bakımından eşit oldukları belirtilmektedir. 
 
 
 

 

 

 İnsan haklarını kısaca; tüm insanların her açıdan doğuştan eşit ve özgür olması diye tarif etmek mümkündür. Söz konusu bu özgürlük, başkalarının haklarına saygılı olmak ve bu hakları çiğnememe zorunluluğu ile dengelenmiştir. Çeşitli insan hakları bulunmaktadır. Hasta hakları da temel insan haklarından birisidir. 
 
 
 

 

 

Bir Sağlık Kuruluşuna, Sağlık Hizmeti Almak İçin Başvurduğunuzda;  
 
 
 

 

 

1) Hizmetten genel olarak faydalanma:  Adalet ve Hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde sağlık hizmetlerinden faydalanma. Irk, dil, din ve mezhep, cinsiyet, felsefi inanç,ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınmadan hizmet alma hakkı vardır. 
 
 
 

 

 

2) Bilgilendirme ve bilgi isteme:  Her türlü sağlık hizmetinin ve imkanının neler olduğunu öğrenmeye ve sağlık durumu ile ilgili her türlü bilgiyi sözlü veya yazılı isteme hakkı vardır. 
 
 
 

 

 

3) Sağlık kuruluşunu  ve personelini, seçme ve değiştirme:  Sağlık kuruluşunu seçmeye, değiştirmeye ve seçtiği sağlık tesisinde verilen sağlık hizmetlerinden faydalanmaya, sağlık hizmeti verecek vermekte olan tabiplerin ve diğer sağlık çalışanlarının kimliklerini, görev ve unvanlarını öğrenmeye seçme ve değiştirmeye hakkı vardır. 
 
 
 

 

 

4) Mahremiyet: Gizliliğe uygun bir ortamda her türlü sağlık hizmeti almaya hakları vardır. 
 
 
 

 

 

5) Reddetme, durdurma ve rıza: Tedaviyi reddetmeye, durdurulmasını istemeye, tıbbi müdahalelerde rızasının alınmasına ve rıza çerçevesinde hizmetten faydalanmaya hakkı vardır. 
 
 
 

 

 

 6) Güvenlik: Sağlık hizmetini güvenli bir ortamda almaya hakkı vardır. 
 
 
 

 

 

7) Dini vecibeleri yerine getirebilme: Sağlık tesisinin imkanları ölçüsünde ve idarece alınan tedbirler çerçevesinde, dini vecibelerini yerine getirmeye hakkı vardır. 
 
 
 

 

 

8) İnsani değerlere saygı gösterilmesi, saygınlık görme ve rahatlık: Saygı, itina ve ihtimam gösterilerek, güler yüzlü, nazik, şefkatli bir ortamda, her türlü hijyenik şartlar sağlanmış gürültülü ve rahatsız edici bütün etkenler giderilmiş bir sağlık hizmeti almaya hakkı vardır. 
 
 
 

 

 

9) Ziyaret ve refakatçi bulundurma: Sağlık tesislerince belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde ziyaretçi kabul etmeye ve mevzuatın ve sağlık tesisinin imkanları ölçüsünde ve hekimin uygun görmesi halinde refakatçi bulundurmaya hakkı vardır 
 
 
 

 

 

10) Müracaat, şikayet ve dava hakkı: Haklarının ihlali halinde, mevzuat çerçevesinde her türlü başvuru, şikayet ve dava hakkını kullanmaya hakkı vardır.   
 
 
 

 

 

HASTA SORUMLULUKLARI 
 
 
 

 

 

 
Hastanın bir sağlık kuruluşuna başvurmadan ve başvurduktan sonraki süreçte yerine getirmesi gereken ödev ve yükümlülüklerdir. Hastanın sorumluluklarını boyutlandırmamız mümkündür. Kısaca maddeler halinde sıralayabiliriz:
1. Genel Sorumluluklar
1.1. Kişiler kendi sağlığına dikkat etmek için elinden geleni yapmalı ve sağlıklı bir yaşam için verilen tavsiyelere uymalıdır.
1.2. Kişi uygunsa kan verebilir ya da organ bağışında bulunabilir.
1.3. Basit durumlarda kişiler kendi bakımlarını yapmalıdır.
2. Sosyal Güvenlik Durumu

2.1.Hasta; sağlık, sosyal güvenlik ve kişisel bilgilerindeki değişiklikleri zamanında bildirmek durumundadır.
2.2.Hasta; sağlık karnesinin (Bağ-Kur, Yeşil Kart gibi) vizesini zamanında yaptırmak zorundadır.
3. Sağlık Çalışanlarını Bilgilendirme
3.1.Hasta; yakınmalarını, daha önce geçirdiği hastalıkları, yatarak herhangi bir tedavi görüp görmediğini, eğer varsa halen kullandığı ilaçları ve tüm sağlığıyla ilgili bilgileri tam, eksiksiz vermelidir.
4. Hastane Kurallarına Uyma
4.1. Hasta; başvurduğu sağlık kuruluşunun kural ve uygulamalarına uymalıdır.
4.1.Hasta Sağlık Bakanlığı ve diğer sosyal güvenlik kurumlarınca belirlenen sevk zincirine uymalıdır.
4.2.Hastanın; tedavi, bakım ve rehabilitasyon süresince sağlık çalışanları ile işbirliği içinde olması beklenir.
4.3.Hasta; randevulu hizmet veren bir sağlık tesisinden yararlanıyorsa randevunun tarih ve saatine uyması ve değişiklikleri ilgili yere bildirmesi gerekir.
4.4. Hasta; hastane personelinin, diğer hastaların ve ziyaretçilerin haklarına saygı göstermelidir.
4.5. Hasta; hastane malzemelerine verdiği zararları karşılamak zorundadır.
5. Tedavisi İle İlgili Önerilere Uyma

5.1.Hasta; tedavisi ve ilaçlarla ilgili tavsiyeleri dikkatle dinlemeli ve anlayamadığı yerleri sormalıdır.
5.2.Hastanın; tedavisiyle ilgili önerilere uyum sağlayamama durumu söz konusu ise bunu sağlık çalışanına bildirmesi gerekir.
5.3.Hasta sağlık bakım ve taburculuk sonrası bakım planını beklendiği gibi doğru anlayıp anlamadığını belirtmesi gerekir.
5.4.Hasta; uygulanacak tedaviyi reddetmesi veya önerilere uymamasından dolayı doğacak sonuçlardan kendisi sorumludur
 
 

 

Adı ve Soyadı İsmail BABACAN
    
Uzmanlık Alanı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon
    
Mezun Olduğu Fakülte İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi
    
Uzmanlık Yılı ve Yeri 1998 – İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi

2/3/2011

sıra26/saat 11.30.doktorum ismail babacan.

Reklamlar

bende kemik erimesi var.

Mayıs 5, 2010

kızımın ısrarı ile doktora gittim.3 sene evvel. boyum 7 sm kısalmış. ben farkında değilim ki.ben yine 7 km lik yürüyüşlerime ,yüzmeye devam ediyorum.

Osteoporoz; halk arasında kemik erimesi olarak bilinen bir hastalıktır. Osteo (kemik) ve poroz (gözenekli) kelimelerinden oluşmuştur. Dünya sağlık örgütü 1994 yılında osteoproz’u düşük kemik kütlesi ve kemik dokusunun mikro yapısında bozulma sonucu kemik kırılganlığına yatkınlık ve kırık riskinde artış ile karakterize bir hastalık olarak tanımlanmıştır.
Kemik kalsiyum ve proteinden oluşan yaşayan ve gelişen bir olaydır. Bir yandan yeni kemik düşerken bir yandan eskiler yıkılır.Gelişme döneminde kemik yapısı zamanla artar ve kemikler güçlenir belli bir yaştan sonra (kişiden kişiye değişir) bu kemik yapısı azalır ve durur. Zaman içinde yavaş yavaş kemik dokusu zayıflar ve yaş ilerledikçe kemikler incelir.Böylece kemikler kırılgan hale gelir. Kemik kaybı sıklıkla bel kemiklerinde, el bileğinde ve kalça bölgesinde görülür. Bu bölgeler ileri yaşlarda kırıklarında sık görüldüğü bölgelerdir.

Kemik kütlesi genellikle 35 yaşından itibaren başlar. Büyüme tamamlandıktan sonra kadınlarda kemik dokunun % 30-50 erkeklerde % 20 – 30 ‘u zaman içinde kaybolur. Kadınlarda menapoz bu kemik kaybını hızlandıran bir faktördür.

—–

OSTEOPOROZ TİPLERİ

* TİP 1 : 50 – 75 yaş arası kadınlarda görülür.Kemik iliğindeki kayıp fazladır.Omurga ve el bileği kırıkları daha sıktır. Hormon değişiklikleri vardır.
* TİP 2 : 70 yaş üstünde görülür. Kadın ve erkeklerde eşit oranda görülür.Kemik bütününde kayıp vardır. Kemik bölgesinde kırık riski yüksektir. Genellikle kadınlarda menapoz onrası dönemde daha sık görülür. Fakat erkeklerde ve bazı hastalıklar sonucu her yaşta insanlarda görülebilir. Osteoporozun kesin neden olduğu tam olarak bilinemez. Fakat bazı faktörler osteporozu hazırlar.

* Yaşlanma
* Hareket azalması
* Östrojen hormonu seviyesinin azalması
* Kortizon kullanımı
* Aşrı tiroid hormonu
* Aşırı alkol alınması
* sigara kemik kaybını arttırır.

osteoporoz2.jpgcOSTEOPOROZ OLUP OLMADIĞIMIZI NASIL ANLARIZ?
Birçok kişi kemik kaybı olduğunun farkında değildir ancak kırık oluşunca fark eder. Normal şartlarda anlamayız kemik kaybı çok yavaş oluşan bir olay olduğu için belirgin şikayetlere yol açmaz . Osteoporozda ilk bulgular boy kısalması, omuzlarda ve kalçalarda yuvarlaklaşma ve bel – sırt ağrısıdır. Hastalıktan şüphelenilmesi halinde kemik ölçümü yapılmalıdır.

KEMİK ÖLÇÜMÜ NEDİR?
Kemiğin ölçümü kemiğin içindeki minarelleri ölçebilen bir alet ile yapılan bir tetkiktir. Genellikle dual energy x- ray prensibi ile çalışan densitometre denen cihazlarla ölçülür. Tetkik süresi yaklaşık 15 – 20 dakikadır. Standart olarak kalça , bel veya her iki bölgeden ölçümler yapılır. Tetkik ağrılı ve sıkıntılı değildir ve bilinen bir riski yoktur.

Bu tetkik sadece kemiklerde mineral yapıyı gösterir fakat kemiğin mikroskopi yapısını göstermez . Bundan dolayı kemik gücünün kesin durumunu belirtmez . Ölçüm sonuçları toplumdaki normal kişilerin kemik yapıları ortalamasına göre yapılır. Bu tetkik kemiğin kırılmaya yatkınlığını gösterir fakat ne zaman olacağını göstermez.

Kemik yoğunluğu yaş ilerledikçe azalır. Yaşlıların pek çoğunda kemik yoğunluğu gene erişkinlere oranla azalmıştır. Bir çalışmaya göre kadınların % 66 sında 40 yaş üstünde osteoporoz veya osteoporoza yatkınlık vardır. (genç erişkinlerle mukayese edildiğinde)

Kemik Ölçümü;
Normal: Genç sağlıklı popülasyonda standart sapma -1 in altında olmasıdır.

Düşük kemik kütlesi (ostoponi): Genç sağlıklı popülasyonun ortalama değeri -1 ile -2.5 SD arasında olmasıdır.

Osteoporoz: Genç sağlıklı popülasyonun ortalama değerinin -2.5 SD nin üstünde olmasıdır (yani kemik kaybı normal insanlara göre % 25 daha fazladır). Ağır osteoporoz: Osteoporozoa bağlı kırığı olanlar bu gruptadır.

KEMİK ÖLÇÜMÜ NİYE OSTEOPOROZ İÇİN KESİN BİR TANI METODU DEĞİLDİR
Çünkü kemik kuvveti kemik yoğunluğu ve kemiğin mikroskopik yapısının ortak göstergesidir. Bir tetkik ile sadece yoğunluğu ölçe biliriz . Yani her kemik yoğunluğu azalan kişide mutlaka kırık oluşacak demek değildir. Bunun yanı sıra kemik yoğunluğu azalması kemik kırığı riskini riskini arttıran sebeplerden sadece bir tanesidir. Az hareket dengesiz beslenme ilaç kullanımı denge sorunu diğer bazı hastalıklarda kemikte zayıflama yapabilir.Bugünkü tedavi metotları kemik kaybını yavaşlatır fakat kaybolan kemik dokusu yerine konulamaz.

Kemiklerimizi korumalıyız.Osteoporozun en etkili tedavisi kemik kaybının önlenmesidir.

Genel olarak söylemek gerekirse bazı basit önlemlerle kemik kaybı yavaşlatılabilir. Kemik yoğunluğunuz ne olursa olsun yeterli kalsiyum almak iyidir, düzenli egzersiz yapmak , sigara içmekten kaçınmak aktif olun ve gereksiz ilaç kullanmayın.

KEMİK KAYBINI ÖNLEMEK VE KIRIK RİSKİNİ AZALTMAK İÇİN

* Yeterli kalsiyum ve D vitamin alın
* Sigara içmeyin
* Ani kilo kaybından kaçının
* Düzenli egzersiz yapın

KIRIK RİSKİNİ AZALTMAK İÇİN

* Düzenli egzersiz
* Alkol kullanmayın
* Uygun ve kaymayan ayakkabı giyin
* Görme bozukluğu takılıp düşmeye neden olur bundan dolayı göz muayenesi olun ve dereceli gözlüğü kullanın
* Evde takılabilecek ayak altı cisimleri kaldırın ( oyuncak, elektrik kordonu vb. )
* Uyku hapı veya sakinleştirici ilaç kullanırken sokağa yanımızda biriyle çıkın halsizlik veya dikkatsizlik neticesinde düşebilirsiniz.
* Doktorunuzla konuşun ve yaşam sitilinizi ve diyetinizi düzenleyin
* Hormon tedavisi gerekiyor mu
* Başka ilaç tedavisi gerekiyor mu

Osteoporoz ve Egzersiz

Fiziksel aktivite kemik kitlesini artırır. Hareketsiz veya yatağa bağımlılarda kas kitlesiyle birlikte kemik kitlesi de azalır. Osteoporozlularda düzenli egzersiz kemik kitlesini artırır.

Gıdalarda Kalsiyum var mıdır? Yoksa ilac olarak mı alınmalıdır?
Süt ve sütten yapılmış gıda maddelerinin kalsiyum içeriği yüksektir. Her gün belirli miktarlarda, çocukluktan itibaren tüketilmelidir. Yaşlılar, iyi beslenemediğinden kalsiyum, ilaç olarak günde 1-1.5 gr olarak alınmalıdır. Ayrıca menopoz ve emzirme döneminde ilave kalsiyum alınabilir.

D vitamininin osteoporozda önemi nedir?
Kalsiyumun barsaktan emilebilmesi için D vitamini gereklidir. Derimizde mevcut aktif olmayan D vitamini, güneş ışınları ile aktif hale geçer. Güneşe yeterli maruz kalmamışlarda, D vitamini eksikliği olur, kalsiyum barsaktan emilemez. Güneş ışığının az olduğu ülkelerde süt, D vitamini ilave edilerek satılmaktadır. Bazı ülkelerde (Suudi Arabistan ve İran gibi) geleneksel olarak vücudun her tarafının giysi ile kapatılması, kadınları da D vitamini eksikliğine sebep olarak osteoporozun kadınlarda çok erken yaşlarda görülmesine neden olmaktadır. Yaşlıların evden fazla çıkmamaları sonucu, güneşe maruz kalamamaları, osteoporozu daha da kolaylaştırır.

biliyorum.hep güneşteyim bu sefer de kurudum:))))))))


Nisan 27, 2009
dd

dd